ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Anıl Odabaşı, Türkiye'nin 25 tatlı su havzasında yürüttüğü çalışmalarla 13 yılda 29 endemik türü literatüre kazandırdı. Prof. Dr. Odabaşı, "Özellikle Kaz Dağları ve Çanakkale bölgesi dahil olmak üzere toplamda 29 türün taksonomik teşhisini gerçekleştirdik. Bunların hepsi daha önce keşfedilmemiş endemik olan türler" dedi.
ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Anıl Odabaşı, Türkiye'nin çeşitli noktalarındaki tatlı su havzalarında ekosistem içerisinde önemli rolleri bulunan salyangozlar üzerine çalışmalar yürütüyor. Prof. Dr. Odabaşı, 13 yılda gerçekleştirdiği çalışmalarda toplam 29 yeni ve endemik türü keşfederek bilimsel literatüre kazandırdı. Bu türlerin ekosistem açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Odabaşı, söz konusu canlıların kirliliğin erken göstergesi olarak değerlendirildiğini ifade etti.
'EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ'
Türkiye'nin 25 tatlı su havzasında çalışma yaptıklarını belirten Prof. Dr. Odabaşı, "20 yılı aşkın süredir çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu süre zarfında Anadolu'nun pek çok yerinde, özellikle Kaz Dağları ve Çanakkale bölgesi dahil olmak üzere toplamda 29 türün taksonomik teşhisini gerçekleştirdik. Bunların hepsi daha önce keşfedilmemiş endemik olan türler. Bunun en önemli sebebi, Anadolu coğrafyasının özellikle farklılıklar içermesi ve iklimsel olarak da bu farklılıkların biyoçeşitliliğe yansımasının en önemli göstergesi olmasıdır" dedi.
'GENELDE GÖREMEDİĞİMİZ YERLERDE YAŞARLAR'
Prof. Dr. Odabaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üzerinde çalıştığımız canlılar, Mollusca olarak adlandırılan yumuşakçaların gastropodlar, yani salyangozlar sınıfına ait canlılardır. Ekosistemlerde önemli ekolojik rolleri vardır. Bu canlılar ekolojik dengede 'olmazsa olmaz' denilebilecek nitelikte canlılardır. Ekosistem sağlığını ciddi şekilde iyileştiren, kirliliğin erken göstergesi olarak da kullanılabilen canlılardır. Özellikle biz bunlara indikatör canlılar, yani gösterge canlılar olarak bakıyoruz ve değerlendiriyoruz. Genelde görmediğimiz canlılardır. Su ortamında genelde göremediğimiz yerlerde yaşarlar, bazen de küçük boyutlu olmalarından dolayı göremeyiz. Ancak ekosistemdeki rolleri, insan sağlığı ve yaşadığımız ortamın sağlığı bakımından çok önemlidir."
'LABORATUVAR SÜRECİNDE BİRÇOK MORFOLOJİK KRİTER DEĞERLENDİRİLİYOR'
Çalışmaların 2013 yılından bu yana sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Odabaşı, "Çalışmalarımız genelde akarsuların yüksek rakımlı kesimlerinde veya kaynak sularında, en temiz bölgelerde gerçekleşiyor. Bu bölgelerde araştırmalar yapıyor, örneklerimizi topluyoruz. Örnekleri aldıktan sonra laboratuvar süreci başlıyor. Bu laboratuvar sürecinde birçok morfolojik kriter değerlendiriliyor. Literatürdeki akrabalarıyla karşılaştırıldıktan sonra hiçbirine benzemediğinin tespit edilmesiyle yeni bir canlı olarak adlandırabiliyoruz" diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: