Almanya’da, 2017’deki genel seçim anketlerinde üçüncü parti konumunda gözüken Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi, Şansölye Angela Merkel’in mülteci politikasına yönelik toplumdaki öfkeyi kısa sürede siyasi kazanıma çevirmeyi bildi. AfD, bir hafta önce Mecklenburg-Vorpommern eyaletindeki seçimlerde ikinci parti olmayı başardı. Bugün Aşağı Saksonya’da, 18 Eylül’de ise Berlin’de düzenlenecek eyalet seçimleri Şansölye’nin siyasi kariyeri açısından önem taşıyor. Merkel’in ‘baş belası’ haline gelen AfD’nin kökenlerinde ise ‘euro’ ekonomisi ve AB’ye duyulan şüphe yatıyor.
Krizden beslendi
2013’te ‘euro ekonomisine’ karşı çıkan ekonomist ve akademisyenlerin kurduğu AfD, mülteci kriziyle Rusya’ya yakın, aşırı sağcı ve İslam karşıtı bir kimliğe büründü. ‘Milyonlarca teröristin Avrupa’yı işgal etmek üzere olduğu’ söylemini benimseyerek, halka korku pompalayan AfD seçmen kitlesini 2017 genel seçimlerine taşımayı hedefliyor. Nisan 2013’te kurulan AfD, aynı yıl girdiği genel seçimlerde yüzde 4.7 oy oranıyla, yüzde 5’lik seçim barajını az farkla kaçırarak meclisin dışında kalmıştı. AfD kuruluşunda, Avrupa’nın kuzeyindeki ülkelerin ve euro’nun rekabetçi baskıları nedeniyle güneydeki ülkelerin fakirliğe terk edildiği söylemini savunuyordu. AfD’nin büyük bir seçmen kitlesiyle buluşmasını sağlayan olay ise 2015 yılında Almanya’ya 1 milyondan fazla mültecinin girişi ve yabancı kültürden insanları karşılarında gören Almanların hissettiği ‘vatanseverlik’ duygusu oldu. 2015 yılında AfD partisinin lideri olarak seçilen Frauke Petry, krizden faydalanmak için partiyi PEGİDA partisine dönüştürdü. Partinin bir önceki lideri Bernd Lucke, Petry’nin liderliğindeki AfD’nin Rusya’ya yakın ve yabancı düşmanı bir partiye dönüştüğünü gerekçe göstererek istifa etmişti.
PEGİDA’ya yakın
AfD, Merkel’in mültecilere yönelik açık kapı politikasının yabancılaştırdığı merkez sağcı seçmeni kendi bünyesinde toplamayı hedefliyor. Kısa süre önceye kadar İslam ve göçmen karşıtı PEGİDA ile aynı eylemlerde görülmemeye çalışan AfD’li politikacılar, artık ‘cami inşaatlarının’ önünde PEGİDA ile İslam karşıtı gösteri düzenlemeye çekinmiyor. 13 Mart’ta Saksonya-Anhalt eyaletindeki seçimlerde 24.2 oy alan AfD, Almanya’nın en büyük üçüncü nüfusuna sahip Baden-Württemberg eyaletinde yüzde 15.1 oy alarak, kısa sürede seçmen kitlesini ne kadar genişlettiğini ‘dosta düşmana’ gösterdi. Eyalet seçimlerinde seçmenlerin ‘göçmen karşıtı’ politikaları taçlandırmasıyla hızını kesemeyen AfD, nisandaki parti kongresinde, ‘İslam, Almanya’ya ait değildir’ ifadesini parti programına ekledi.
‘Kravatlı ırkçılık’
AfD’nin yükselişi ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Almanya Türk Toplumu Gökay Sofuoğlu, aşırı sağcı hareketler nedeniyle Almanya’da yaşayan Türklerin kıskaç altında olduğunu söyledi. Sofuoğlu, “Bir tarafta artan aşırı sağcı gelişmeler ve buna bağlı olarak geçmişte dazlak sokak gösterileri şeklindeki ırkçılığın şimdi kurumsal olarak parlamentolarda kravatlı ırkçılık olarak temsil edilmesi, diğer taraftan İslam düşmanlığı ve her geçen gün Müslümanların günlük hayatta yaşamlarını zorlaştırıcı taleplerin dillendirilmesi var. NSU cinayetlerinin henüz aydınlanmamış olması da bu güvensizliğin önemli nedenlerinden biridir. Önümüzdeki dönemde Almanya Türklerini zor bir dönem beklediğini söylemek abartılı olmaz” şeklinde konuşuyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: